Mersin’de bir ahşap heykel-yontu sanatçısı: Hasan Canel

Burçak Görel

Ahşap Heykel-Yontu Sanatçısı Hasan Canel kadın temalı, figüratif tarzda ahşap heykelleriyle önce Kültürhane raflarına, daha sonra ise Kültürhane Menü Akdeniz Akşamları Sayısı sayısının kapağına konuk oldu. Kentin kültür sanat yaşamına dair önemli faaliyetlerde bulunan Canel ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide, kendisini ve eserlerini daha yakından tanıma, kentin kültür sanat hayatına dair yaklaşımını dinleme fırsatı bulduk.

Hasan Canel, İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü, Resim-İş Bölümü’nden mezun oldu ve 1977-2003 yılları arası Mersin Tevfik Sırrı Gür Lisesi’nde Resim-İş Öğretmenliği yaptı. 14 yıl İçel Sanat Kulübü Yönetim Kurulu üyeliği ve 3 dönem boyunca İçel Sanat Kulübü Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Mersin 68’liler Derneği Yönetim Kurulu üyeliği, Akdeniz Belediyesi Kent Konseyi yürütme ve kültür-sanat çalışma grubu yöneticiliği, Akdeniz Milli Eğitim Müdürlüğü sanat danışmanlığı gibi çeşitli faaliyetlerde bulunan Canel, kentin kültür sanat alanında atılan önemli adımlarının girişimcisi ve katılımcısı oldu.

Şimşirden cevize, portakaldan çama, ıhlamurdan kavağa…

Ahşap yontu alanına okuldan aldığı altyapı sayesinde yöneldiğini belirten Canel, ilk olarak resim sanatıyla ilgilendiğini ancak zamanla heykelin, üç boyutlu yapısı ve mekanda yer kaplayan karakteriyle daha çok ilgisini çektiğini söyledi. Şimşirden cevize, portakaldan çama, ıhlamurdan kavağa yaklaşık 30 çeşit ahşapla çalıştığını anlatarak, eserlerinde ahşabın doğasını ve dokusunu bozmamak amacıyla yalnızca yontu bıçağı ve zımpara kullandığını, vernik yerine ise ayakkabı cilası tercih ettiğini ifade etti.

Eserlerinde kadın, çocuk ve doğurganlık temaları üzerine çalıştığını söyleyen Canel, “Eserlerimde kadının doğurganlığını ön plana çıkartmak istiyorum. Kadını cinsel bir obje olarak gören yaklaşımın aksine, kadını yaşamın devamlılığının sağlayıcısı olarak gören bir yaklaşıma sahibim. Dolayısıyla eserlerimde de bu yaklaşımı yansıtmak istedim. Eserlerimdeki kadınların giydirilmemiş kadınlar olmasını cinsellik ve çıplaklıkla değil, estetik ve doğurganlıkla açıklıyorum. Bedenleri olduğu gibi yansıttığım ve insana ait bölgeleri saklamadığımda kendimi daha iyi ifade ettiğimi düşünüyorum” ifadelerini kullandı. 

“Amacım sokaklarında gezdiğim bu kente kazandırmak”

Kentin kültür sanat yaşamına dair önemli faaliyetlerde bulunan Canel çıkış noktasının “Bu kente ne katabilirim?” sorusu olduğunu söyledi. Şu anda hayatta olmayan ancak Mersin’e resim sanatı alanında büyük katkıları dokunan Nuri Abaç, Cemal Turan, Doğan Akça gibi isimleri yaşatmak adına çalışmalar planlayan ve ilkini “Nuri Abaç Resim Festivali” ile hayata geçiren Canel “Salgın sebebiyle sekteye uğrayan bu festivallerin devam etmesini planlıyorum. Her zaman kente sanatsal anlamda bir değer kazandırmak için çalıştım. Sokaklarında gezdiğim bu kente kazandırmak, çoğaltmaktı amacım. Bir kişiyi bile çalışmalarım ve çabamla meraklandırabilirsem o benim için kazançtır” diye konuştu. Hasan Canel, eserlerini ortaya koyarken temel amacının maddi gelir kaynağı değil bir tür paylaşım yaratmak olduğuna dikkat çekti. Canel’in çalışmalarına ve ayrıntılarına düzenlediği sergilerin yanı sıra sosyal medya hesaplarından ulaşmak mümkün.

Bu yazı menü/dergimizin Temmuz sayısında yayımlanmıştır. Derginin tamamına buradan ulaşabilirsiniz. 

Related

Yağların “inci”si

Fransa İmparatoru 3. Napoleon "tereyağı yerine geçecek, bolca üretilebilen ucuz yağ" için yarışma ilan etmiş. 1869'daki buluşu ile kazanan, kimyacı Mége Mouries olmuş. Mouries, elde ettiği yağ topaklarını inci tanelerine benzetince, ürününe, Latince 'inci' anlamına gelen 'margarita'dan esinlenerek margarin adını vermiş.

Read More

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *