“Çukurova’nın güneşinden hayat alan heyecanlı cenup çocukları”

Mersin İdman Yurdu

Mithat Fabian Sözmen

Mersin’de futbola dair ilk kayıtlar 1922’de Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın kuruluşuyla başlıyor. 12 Şubat 1922’de oluşturulan Adana Mıntıkası’na mensup 4 kulüp arasında Mersin’den Türk Ocağı Spor Kulübü de var. İlk maçlar ise yenilgiye uğratılmış ancak henüz kenti terk etmemiş Fransız askerlerine karşı. Eylül-Kasım 1922 arasındaki dört maçta Mersin Gençler Yurdu, Fransız askerlerini toplam 13 gol atıp 1 gol yiyerek mağlup ediyor.

22 Aralık 1922, ulusal öneme sahip bir tarih. Memleket muhtelit (karma) takımlarının komşu şehirler arasındaki ilk maçlarından biri bu tarihte yapılıyor. Adana Muhteliti ile Mersin Gençler Yurdu arasında Mersin’de oynanan müsabaka 1-1’lik eşitlikle sonuçlanıyor.*

16 Ağustos 1925’te tarih sahnesine çıkan Mersin İdman Yurdu, zaman zaman kentte başka kulüpler kurulsa da (örneğin ‘46’da DP’nin takımı olarak anılan Mersinspor) şehrin iradesini yansıtan temel kulüp olageliyor. Mersin İdman Yurdu ilk olarak 1927’de sonra 1932 ve ‘33’te Çukurova şampiyonu oluyor. 1944’te Türkiye üçüncülüğü elde ediliyor. Bunun dışındaki sezonlarda Adana’nın Seyhanspor, Torosspor, Demirspor gibi kulüplerinin muzaffer olduğunu görüyoruz. Ancak Mersin İdman Yurdu da epey ses getiriyor. Öyle ki 1932’de Lütfi Ali, Cumhuriyet gazetesinde Mersinli futbolcuları “Çukurova’nın yakıcı güneşinden hayat alan heyecanlı cenup çocukları” olarak tanımlıyor.

1959’da ulusal ligin kurulması sonrası Mersin futbola daha profesyonel şekilde eğiliyor. Çukurova Grubu’yla yapılan ortaklıkla kulübün adı Mersin Çukurova İdman Yurdu oluyor, başkanlık koltuğunda ise Tarsuslu Mehmet Karamehmet oturuyor.

1967’de ilk kez Birinci Lig’e yükseliyor İdman Yurdu. 7 sezon tutunuyor ligde ama 1974 yılında kent, “Cumhuriyet’in 50. yılında küme düşme olmasın” kampanyası için imza toplarken buluyor kendini. 50 bin imza Ankara’ya teslim ediliyor ama nafile! 

“Merhaba İdman Yurdu, Güle Güle İdman Yurdu!”

İdman Yurdu iki yıl sonra lige dönüyor. 1975 Festivali’nin “Merhaba Mersin” şarkısı artık “Merhaba İdman Yurdu” olarak söyleniyor. Aynı zamanda belediye başkanı da olan kulüp başkanı Kaya Mutlu, futbolculara sosyal konut ve 50’şer bin lira prim veriyor. (Sosyal konutun amacına uygun değerlendirilmeyişine bir örnek!) Primin gazı bir yıl sürüyor. Seyfi Alanya’nın koltuğundan darbeyle düşürüldüğü bu dönemler aynı zamanda şehirde sporun düşüş yılları oluyor. İdman Yurdu’nun “asansör takım” günleri başlıyor. Fenerbahçe’yle kupa finali oynanan 1983’e kadar bir iniyor bir çıkıyor kırmızı-lacivertliler.

28 yıllık hasrete razıydık!

Sonrası tam 28 yıllık bir alt ligler macerası. Kentin genel durumuna uygun bir düşüş… Hasretin sona erdiği 2011’de ise başka faktörlerin devrede olduğunu görmemek zor. Şehrin siyasi bölünmüşlüğünün rol oynadığı “sahipsizlik” haline, iktidar partisinin sportif desteği oya tahvil etme niyetleri ekleniyor. İdman Yurdu bir anda Başkan A. Kahramanlı’nın övünerek söylediği gibi “Bakan Z. Çağlayan’ın transfer yaptığı”, R. Zarrab’ın destek sağladığı, bugünlerde “cıs” olduğu için bahsedilmese de adı şike iddianamelerinde geçen bir kulüp haline geliyor. Tüm bunlar kulübün devasa bir borç yüküyle kapanmasına kadar varıyor. 28 Nisan 2019’da Mersin İdman Yurdu adı ve armasıyla son maç gözyaşları içerisinde oynanıyor. Şimdilerdeyse bu sezon 3. Lig’e yükselen bir İçel İdman Yurdu var. 18 Temmuz’daki şampiyonluk kutlamasında görüldüğü üzere özlem büyük. 

Tüm bu serüvenden çıkarılacak bolca ders var kuşkusuz. Profesyonel futbolun kuralları artık 1932’deki gibi “Çukurova’nın yakıcı güneşinden hayat alan heyecanlı cenup çocukları”na fırsat tanımıyor. Belki de önemli olan Süper Lig’de oynamaktan, kupalar, şampiyonluklar kazanmaktan öte Mersin’in gerçekten bir “idman yurdu” haline getirilmesidir.

*Mehmet Yüce’nin İletişim Yayınları’ndan çıkan Osmanlı Melekleri ve İdmancı Ruhlar kitapları bu döneme dair en güvenilir kaynaklardandır.

Kültürhane Menü/Dergi (Tüm Sayılar)

Related

Yağların “inci”si

Fransa İmparatoru 3. Napoleon "tereyağı yerine geçecek, bolca üretilebilen ucuz yağ" için yarışma ilan etmiş. 1869'daki buluşu ile kazanan, kimyacı Mége Mouries olmuş. Mouries, elde ettiği yağ topaklarını inci tanelerine benzetince, ürününe, Latince 'inci' anlamına gelen 'margarita'dan esinlenerek margarin adını vermiş.

Read More

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *