Düş Konsun Yolunuza

Aysun Koç Aydoğan

Adı Dikenliyol olan bu caddenin bir gül bahçesine dönüşeceğini Mersin’de kime söyleseniz inanmazdı. Mersin’e yolu düşmüşlerin, kentin ve kendi hayat hikayesinin izini arayanların, Mersin’i bildiğini sananların, her şeyi yeniden öğrenmeye hevesli olanların, sınav derdiyle boğuşanların, ders çalışacak mekan bulamayanların ve hatta ofissiz çalışanların, üzerine bir de dostlukların kıymetini bilenlerin Mersin’in Dikenliyolu’nda, sadece bir mekan olarak tarif edilemeyecek, kocaman bir bahçe bulabileceğini söyleseler, şüphesiz hiçbirimiz inanmazdık.

Önce İstanbul’dayken haberini aldım Mersin’de bir kütüphane ve kafe kurulacağının… Açıkçası pek de olabileceğine inanmadım. Çay-kahve içilip kitap okunan bir mekanda uzun soluklu bir işletme yürütülebileceğine ihtimal vermedim. Kulağıma çalınan bu haberin ardından bir sosyal medya paylaşımı gördüm: “Profesörün limonatası!”

“Efendim? Anlamadım?” Ayşe Gül Hoca limonata yapıyordu ve anlatanın ağzından bal damlıyordu. Derken Hopa Çay, Zapatista Kahve, Kazova kazakları Kültürhane’nin dayanışma raflarında yerini almaya başladı. Uzaktaydım ama içimden “Mersin’e dönünce bi’ uğrasam iyi olur,” diye düşündüm.

Derken döndüm ve gördüm. Ayşe Gül konuklarıyla ilgileniyor arada mutfağa giriyordu. Deniz’in kasadaki uzun ve derin muhabbetlerine henüz tanık olmamıştım. Ulaş işinin gücünün arasında gelip gidenlerle mekana dair sohbet ediyordu. Ortaklar arasında en tanıdığım kişi üniversiteden arkadaşım Nalan’dı…

Terastaki esinti, ön cephedeki yazarların isimleri, içerİden “Gel oku!” diye seslenen binlerce kitap ve dostluk elimden tuttu ve bırakmadı bir daha. Olacağına inanmadığım bu mekân hâlâ yerinde duruyor mu diye her sabah gelip bakmak, tutup bir daha bırakmamak istiyordum. Sakın bu bir rüya olmasındı!..

Rüya gördüğümü sandığım günlerden bu yana çok zaman geçti. Kültürhane açıldığında oğlumuz Temmuz ilkokula, kızımız Alis ise yürümeye ve konuşmaya yeni başlamıştı. Kültürhane ise katlanarak büyüdü. Çayla, kahveyle, muhabbetle, paylaşımla, fikirle, dostlukla, yaratıcılıkla, umutla, çalışkanlıkla, inatla ve kalabalıklaşarak büyüdü… Yaptıkları, söyledikleri Dikenliyol’u, Mersin’i ve hatta memleketi aştı…

Bundan bir süre önce Alis’e kitap okurken bana dönüp heyecanla “Anne bu kitabın tiyatrosu var, Kültürhane’de oynuyor!” dedi. dedi. En sevdiği kitabın hayata geçebileceği tek yer Kültürhane onun için… Temmuz ise artık okumayı çoktan öğrendi ve kentte olup bitenleri yerel gazetelerden kendisi okuyup bizimle fikirlerini paylaşıyor.

Kültürhane’ye bugüne kadar yolu düşenlerin de henüz düşmemiş olanların da şimdiden duvarlara yazılmış, masalara konulmuş, rafların bir yerlerine iliştirilmiş, kütüphanedeki kitapların sayfalarına sıkışmış, mutfaktan yükselen enfes kokulara karışmış bir hikayesi mutlaka vardır. Yeter ki yolu düşsün ya da Kültürhane’ye gelip bizimle beraber bir düş görsün…

Related

Yağların “inci”si

Fransa İmparatoru 3. Napoleon "tereyağı yerine geçecek, bolca üretilebilen ucuz yağ" için yarışma ilan etmiş. 1869'daki buluşu ile kazanan, kimyacı Mége Mouries olmuş. Mouries, elde ettiği yağ topaklarını inci tanelerine benzetince, ürününe, Latince 'inci' anlamına gelen 'margarita'dan esinlenerek margarin adını vermiş.

Read More

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *