İhraç fazlası Rasathane

Ulaş Bayraktar

Önceki hayatımın sonlarına doğru üniversite büyük bir altyapı projesi için fikir çağrısı yapmıştı. Ben de bir kent rasathanesi kurulmasını önerdiğimde koca koca hocalar önce uzayla ilgili ergen espriler yapıp aklımdakileri anlatınca projeye eklemeyi kabul etmişlerdi. Birimin ismi gözlemevi oldu tabii bu arada. O proje kabul edildi; bol sıfırlı büyük bir fon geldi ama bize hiçbiri ulaşmadı elbette.

Bu fikri belediye karnelerinin konuşulduğu bir toplantıda dillendirince ve şehir dışından gelen katılımcıların övgülerini duyunca zamanın rektör yardımcısı ve rektör adayı (düşünün ne kadar eskiden bahsediyorum, rektör seçimleri var daha) izleyen hafta bizi çağırıp bunu bir araştırma merkezi olarak kurabileceğimizi söyledi. Tabii ne kent kalmıştı, ne rasathane. Gözlemevi bile gitmiş “Bölgesel İzleme Uygulama ve Araştırma Merkezi” kalmıştı. Bu yazı için internet sayfasına baktım son faaliyet 2016 tarihli…

Üniversitenin halinin yasını tutacak değilim. Belki bu içinde bulunduğu koma hayırlara vesile olur ve geçersiz ve vaatsiz diplomalar üretme merkezi olmanın ötesine geçerek akademik ve kamusal bilgi üretme becerileri kazanmasına yarayan bir dönüşüm yaşar. Hani komadan çıkınca garip yetenekler geliştiren hastalar vardır ya, belki de öyle bir uyanma. Kim bilir?

Üniversiteye dönmeyi ve üniversitede böylesi bir dönüşümün yaşanmasını bekleyecek değiliz elbette. Kendi adıma elimden geldiğince eski alışkanlıklarımı, belli bir ritimde sürdürmeye çalışıyorum.

Öyle ya kariyerimin en verimli olabileceğim döneminde, akademik açıdan belli bir olgunluk, özgüven ve alışkanlık kazanmış, farklı ulusal ve uluslararası ağlarda sözümü söyleme, fikrimi geliştirme şansı bulmuşken, üniversiteden ihraç oldum.

Ama ihraç fazlası oldum diye bu çabalardan tamamen vazgeçemezdim. Çünkü burslarla okudum ben; bu birikime ve deneyime sahip olmamı sağlayan kamusallığa borcum var hala.

Kültürhane’nin var oluş sebeplerinden biri aslında işte o kamusal işlevi sürdürme inadımız. Kültürhane Kent Rasathanesi programı da bunu yapma biçimlerimizden biri. Kente dair Mersin’de, Türkiye’de ve Dünya’da ne olup bittiğini izlemek için bir vesile. Kentlerde ve kentlere dair olan biteni paylaşmak, bunlar hakkında düşünüp, yorum yapmak ve birilerine ilham vereceğini, yol göstereceğini umarak başlamıştım programa.

30’a yakın haftadır her programda Mersin’den yola çıkıp, dünyanın dört bir yanından kentsel politikaları, ilginç pratikleri paylaşmaya çalışıyorum. Daha bizde gündeme bile gelmemiş konulardan haberdar olalım, baş etmeye çalıştığımız benzer sorunlara dair farklı yaklaşımları ve çözüm önerilerini görelim istiyorum. Toplu taşıma- dan konut politikalarına, sosyal yardımlardan, kamusal alanlara kadar birçok alanda çok farklı alanlarda her hafta bir düzine haberi ve deneyimi paylaşmaya çalışıyorum. Belki birilerinin kulağına biraz kar suyu kaçar umuduyla.

Kültürhane Kent Rasathanesi’nin hikayesi işte bu…

Biraz ihraç fazlası alışkanlığı, biraz borçluluk hissi ve işte takımdan ayrı düz kondisyon koşusu.

Related

Yağların “inci”si

Fransa İmparatoru 3. Napoleon "tereyağı yerine geçecek, bolca üretilebilen ucuz yağ" için yarışma ilan etmiş. 1869'daki buluşu ile kazanan, kimyacı Mége Mouries olmuş. Mouries, elde ettiği yağ topaklarını inci tanelerine benzetince, ürününe, Latince 'inci' anlamına gelen 'margarita'dan esinlenerek margarin adını vermiş.

Read More

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *