Halk Kültürünü Edebiyatla Yaşatmak

Mithat Fabian Sözmen

Ülkemizde halk kültürü araştırmaları ihmal edilmiş alanların arasında yer alıyor. Bunca milliyetçiliğin arasında bunun nasıl mümkün olabildiğini bağımsız halk kültürü araştırmacılarını dinledikçe anlıyorsunuz. Tekçiliğe dayanan resmi ideolojinin kabul etmek istemeyeceği ölçüde heterojen bir coğrafyada yaşıyoruz ve bu çokkültürlülük buraları çoktan terk etmeye zorlananlarla kaybolmuş bir şey değil. Torosların Yörükleri bu bakımdan en çarpıcı örnek. Doğduğumuzdan beri Türk milliyetçiliği aşağı Türk milliyetçiliği yukarı ama Orta Asya’dan gelenlerin çekik gözlerini bile koruyan Yörükleri gerçekte ne kadar tanıyoruz? 

Yıllardır Torosları karış karış gezen ve yazan, “Koca Yörük” olarak da anılan Turan Ali Çağlar’ı dinleyenler, okuyanlar büyük ihtimalle pek de tanımadıklarını fark edecektir.

Çağlar, Yumuktepe Kent Sohbetleri’nde Ziya Aykın’ın konuğuydu. Halk kültürü araştırmalarıyla tanındıktan sonra edebiyata yönelen ve Amasanga adlı yapıtıyla Fakir Baykurt Roman Ödülü’ne layık görülen Çağlar, esas itibarıyla edebiyatını konuşmak üzere Kültürhane’deydi ama Zalalı’dan Amasanga’ya onun yazınını halk kültüründen ayrı düşünmek, ayrı konuşmak pek de olası değil. Nitekim sohbet Çağlar’ın adı bir zamanlar Sunturas olan ancak ‘60 darbesi sonrası “Türkçe değil” gerekçesiyle Çağlarca’ya çevrilen köyünün hikayesini anlatmasıyla başlıyor. Yazarlığının ötesinde bir halk kültürü araştırmacısı olarak Çağlar’ın en takdire şayan özelliği basmakalıpların ötesinde dili, adetleri, türküleri etrafındaki tarihsel ve toplumsal gerçeklerle birlikte değerlendirmesi. Analiz bir kez bu sağlam temellere oturunca varılan yargıların isabet oranı da artıyor. 

Örneğin neden coğrafyanın belli bir bölümünde türkülerin, belli bir bölümünde ağıtların yaygın olduğunu Çağlar’dan dinleyelim: “Sosyal yapı türküleri etkiler. Fındıkpınarı’ndan denize bir çizgi çizin, doğunun türküsü farklıdır, batının türküsü farklıdır. Batının yaşam tarzı daha Yörükçedir, özgürdür. ‘Ağa-bey’ daha azdır. (Köylü) ‘Sen beni buradan kovuyorsan ben diğer dağa giderim’ diyebilir. Doğuda bunu yapamaz. Orada ağa vardır, ağa çok zengindir. Dönümlerce pamuk tarlası vardır. Orada acı vardır, ağıt vardır.”

Turan Ali Çağlar, bu tezi işlediği Kilikya türküleri yazısı üzerine Osman Şahin’den aldığı tavsiye sonrası edebiyata yöneldiğini söylüyor. Zalalı bu anlamda atılmış önemli bir adımdı. Orada Çağlar’ın Toros Yörüklerine dair yıllardır biriktirdiklerinin edebiyatla buluşmasına tanık olmuştuk. Amasanga’da da Anadolu’nun binlerce yıldır direnen kadınlarının yankılarını işitiyoruz. Ziya Aykın’ın dediği gibi, Çağlar’ın varlığı ve eserleri hemşehrisi olarak gururlanmamıza vesile oluyor.

Sefer Tası sayımızın tamamını okumak için tıklayın.

Related

Yağların “inci”si

Fransa İmparatoru 3. Napoleon "tereyağı yerine geçecek, bolca üretilebilen ucuz yağ" için yarışma ilan etmiş. 1869'daki buluşu ile kazanan, kimyacı Mége Mouries olmuş. Mouries, elde ettiği yağ topaklarını inci tanelerine benzetince, ürününe, Latince 'inci' anlamına gelen 'margarita'dan esinlenerek margarin adını vermiş.

Read More

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *