Viva Mersin!

Aysun Koç Aydoğan

Kültürhane’nin yeni açıldığı günlerde, terasta Ulaş’ın duvar gazetesi için haber kestiği yerel gazeteleri görünce başladı her şey… “İstersen ben okuyayım, yerel gazete okumayı çok severim,” dedim. Kültürhane’nin her köşesinin, sevenine böylesine açık olacağını tahmin etmemiştim. Soruya gelen “Tabii!” yanıtının kısalığı, uzun bir yolculuğu hiç işaret etmiyordu. Ama aslında Kültürhane’nin ‘tabi’atına en uygun cevapmış bu, bilmiyordum: hevesle yola çıkmak ve arkana hiç bakmadan koşmak… Hoş biz “koştuk” diyemem zira ağır ağır yürüdük… 

Tüm gazeteleri satır satır okuyup haberleri kesmeye başladıktan bir süre sonra Mersin gitgide beni içine çekmeye başladı. Haberler arttıkça duvar gazetesi genişledi. Mersin siyah beyaz gazete sayfalarından çıkıp rengarenk bir şehir oluyordu bu duvarda. Ardından ikinci ama daha zor olan soru yine öylesine bir anda Ulaş’tan geldi: “Acaba biz okuduğun haberlerden bir program yapabilir miyiz?” Her zamanki gibi düşünecek vakit olmamıştı çünkü her şey mekanın tabiatıyla ilerliyordu. “Bilmem, deneyelim, ben daha önce hiç program çekmedim,” diyerek sanırım ben de düşünmeden en uygun cevabı vermiştim… 

Bir solukta başladığımız Viva Mersin’de hiç değişmeyen başlıklar oldu: atıklar, AVM’ler, rantlar, ihaleler, festivaller, maratonlar, bisiklet turları, meclis toplantıları, tarım, sel, afet haberleri, havalimanı ve bir türlü kalkamayan uçak… Gazetelerde “Mersin İdman Yurdu’na başarılar” dileyen kocaman ilanları da gördük; sadece ligden değil gözden ve gönülden ırak düştüğü günlerin haberlerini de… Önce dereler kapatıldı, seller oldu sonra derelerin üstü açıldı, öylece bırakıldı, can kayıpları yaşandı. Minicik bedenler önce dereye sonra sahile aktı gitti… Şinasi Develi’nin yeni kitabına da vefatına da tanık olduk. Seçimler yapıldı, belediye yönetimleri değişti… Tarsus’ta define avcılarının hedefi olan pembe boyalı evin muammalı hikayesine de şair Aratos’un mezarının gün yüzüne çıkarılmasına da tanıklık ettik… Dünyayı kasıp kavuran Covid-19 salgınından Mersin’in payına düşenleri irdeledik elimizden geldiğince ve yerel basının bu süreçte yaşadığı sıkıntılara dikkat çekmeye çalıştık… Belki salgının bittiği ve mutlulukla bir araya geldiğimiz günlerin haberlerini de birlikte okuyacağız bir gün…

Mersin’in yerel gazetelerini okuyarak 3 yılı, Viva Mersin programında ise 100 bölümü çoktan devirdik. Hoş artık mekanımız kapalı olduğu için basılı gazetelerimiz gelmiyor ve duvarımız epey sessiz. Ama bu durum bizi engellemedi. Teknolojik imkanlardan ve internetin sınırsızlığından hayli faydalandık. Artık okuduğumuz haberlerin linklerini referans olarak videomuzun altına ekliyoruz…

Ana akım medyanın başka hiçbir şey düşünmeye fırsat vermeyen genelgeçer gündemleri içinde bir umuttu yerel basını okumak, anlatmak, konuşmak, kimi zaman gülebilmek… Haber okuduk, durduk, düşündük ama ayıptır söylemesi arada ağız dolusu güldük. Bunu eleştirenler de oldu, kahkahalarımıza eşlik edenler de… Programlarımızdan birinin altındaki yorumda “Ne içiyorsanız bize de ondan verin,” cümlesi vardı. Doğrusu, çaydan sudan başka bir şey içmedik. Sadece oluk oluk akan yerel haberlerden kana kana kenti içtik ve şifası umut oldu… Viva Mersin zamanla, yerel gündemin ve kentin akışına dahil olabilen herkesin programı oldu. Öyle ki bazen sınırları aşıp Viyana’ya uzandık zira yaşadığımız kente ilgimiz kadar dünyaya dair umudumuz da bulaşıcıydı. Mersin’in nabzını tutup haberleri yazanların, gazeteleri bize ulaştıranların ellerine sağlık. Programımızda pek çok kişinin emeği ve bir de Derinkök ailesinin destekleri var. Başka ne demek düşer ki 2021’de de “Viva Mersin!”

Related

Yağların “inci”si

Fransa İmparatoru 3. Napoleon "tereyağı yerine geçecek, bolca üretilebilen ucuz yağ" için yarışma ilan etmiş. 1869'daki buluşu ile kazanan, kimyacı Mége Mouries olmuş. Mouries, elde ettiği yağ topaklarını inci tanelerine benzetince, ürününe, Latince 'inci' anlamına gelen 'margarita'dan esinlenerek margarin adını vermiş.

Read More

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *